Kim Kimdir

 
M. Kemal Atatürk
İbn-i Sina
Mevlana
Yunus Emre
Nasreddin Hoca
Mehmet Akif Ersoy
Kara Ahmet
Ahmet Kutsi Tecer
Aşık Veysel Şatıroğlu
Bedri Rahmi Eyüboğlu
Dadaloğlu
Evliya Çelebi
Fuzuli
Füreya Koral
Hacı Arif Bey
Hacı Bayram Veli
Halit Ziya Uşaklıgil
Halide Edip Adıvar
Hamamizade İsmail Dede Efendi
Karacaoğlan
Kazım Karabekir
Köroğlu
Mehmed Akif Ersoy
Mehmet Emin Yurdakul
Melih Cevdet Anday
Mimar Sinan
Namık Kemal
Nazım Hikmet
Necip Fazıl Kısakürek
Neyzen Tevfik
Orhan Kemal
Orhan Veli Kanık
Ömer Bedrettin Uşaklı
Piri Reis
Sadri Alışık
Şinasi
Tevfik Fikret
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Ziya Paşa
 
 

Kadınca

 
Aşk
Anne & Çocuk
Moda & Güzellik
Diyet & Egzersiz
Sağlık

Devam

 

Hazır Mesajlar

 
Anneler Günü
Aşk Mesajları
Ayrılık Mesajları
Doğum Günü
Babalar Günü

Devam

HarikaSohbet.Net Iyi Eğlenceler Diler..

Mevlâna
Mevlâna (1207-1273)

Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinde, Belh şehrinde doğmuştur.

Mevlâna'nın babası Belh şehrinin ileri gelenlerinden olup sağlığında "Bilginlerin Sultanı" ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahaeddin Veled'dir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur.

Sultânü'l-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'ten ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü'l-Ulemâ 1212 veya 1213 yıllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'ten ayrıldı.

Sultânü'l-Ulemâ'nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış Mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karşılaşmıştır. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar'ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır.

Sultânü'l-Ulemâ Nişâbur'dan Bağdat'a ve daha sonra Kûfe yolu ile Kâbe'ye hareket etti. Hac farizasını yerine getirdikten sonra dönüşte Şam'a uğradı. Şam'dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende'ye (Karaman) geldi. Karaman'da Subaşı Emir Musa'nın yaptırdıkları medreseye yerleşti.

1222 yılında Karaman'a gelen Sultânü'l-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldı. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adında iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun' u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerra Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Alim Çelebi adlı iki oğlu ve Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.

Bu yıllarda Anadolu'nun büyük bir kısmı Selçuklu Devletinin egemenliği altında idi. Konya ise bu devletin başşehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve devletin hükümdarı Alâeddin Keykubad idi. Alâeddin Keykubad, Sultânü'l-Ulemâ Bahaeddin Veled'i Karaman'dan Konya'ya davet etti ve Konya'ya yerleşmesini istedi.

Bahaeddin Veled, sultanın davetini kabul etti ve Konya'ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldi. Sultan Alâeddin onu muhteşem bir törenle karşıladı ve ona ikametgâh olarak Altunapa (İplikçi) Medresesi'ni tahsis etti.

Sultânü'l-Ulemâ, 12 Ocak 1231 yılında Konya'da vefat etti. Mezar yeri olarak Selçuklu Sarayı'nın Gül Bahçesi seçildi. Günümüzde müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı'na bugünkü yerine defnedildi.

Sultânü'l-Ulemâ ölünce talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna'nın çevresinde toplandılar. Mevlâna'yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi'nde vaazlar veriyordu. Medrese kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu.

Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaştı. Mevlâna Şems'te "mutlak kemâlin varlığını" cemalinde de "Tanrı nurlarını" görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü. Mevlâna Şems'in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkubi ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizî'nin yerini doldurmaya çalıştılar.

Yaşamını "Hamdım, piştim, yandım" sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 pazar günü Hakk'ın rahmetine kavuştu. Mevlâna'nın cenaze namazını vasiyeti üzerine Sadrettin Konevi kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevi çok sevdiği Mevlâna'yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine Mevlâna'nın cenaze namazını Kadı Siraceddin kıldırdı.

Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine, yani Allah'ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen "Şeb-i Arûs" diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.

 

"Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız! Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir"

Hz. Mevlâna

 


Astroloji

 
Yıldızlar
Elementler
Burçlar
Rüya Tabirleri
Günlük Burçlar
Kahve Falı
Burç Özellikleri

Devam

 

Aşk & Sevgi

 
Aşk Nedir
Platonik Aşk
Seni Seviyorum
Çiçeklerin Dili
Aşkın 50 İşareti
Aşkın Türleri
Aşk Kuralları

Devam

 

Cep Menü

 
Cep Duvar Kağıtları
Cep Temaları
Symbian Programları
Komik (Gerçek) Sesler
Hareketli Resimler
Animasyonlar
Virüs Programı

Devam

 

Gazete & Haber

 
Gazeteler
Haberler
Dergiler
Magazin
Televizyon
Radyolar
Son Dakika

 

 

Mizah

 
Resimler
Videolar
Komik Sözler
Duvar Yazıları
Komik Espriler

Devam

 

Faydalı Linkler

 
T.C. Kimlik No
Vergi No
SSK Hizmet
Bağ-kur
ÖSYM
Üniversiteler

Devam

 © Tüm Hakları  HarikaSohbet.Net'a Aittir..